17 ARALIK OPERASYONU
17 Aralık 2013. İnsanlar sabah televizyonu ya haber haber
sitelerini açtığında büyük bir şokla karşılaştı. Şok haber, Flaş haber,
Sondakika... Haberlerin içeriği ülke gündemine bomba gibi düştü. İçişleri
Bakanının oğlu, Çevre ve Şehircilik Bakanının oğlu, Ekonomi Bakanının oğlu, Ali
Ağaoğlu, rıza Zerrab (Ebru Gündeş’in kocası), Halkbankası Genel Müdürü gözaltına
alındı. Sebebi ise ihaleye fesat karıştırmak, yolsuzluk yapmak, rüşvet almak,
rüşvette aracılık etmek. Türkiye çalkalanmaya başladı. Kimseden çıt çıkmıyordu.
Gazeteciler emniyet, savcılık, bakanlıkların önünde adeta kamp kurdu.
Öğlene doğru ajanslara biraz daha haber düşmeye başlamıştı.
Operasyonun perdesi aralandıkça süprizler ortaya çıkmaya devam ediyordu.
Operasyonu yöneten savcının halkın bir zamanlar yakından tanıdığı Zekeriya Öz
olduğu görülecekti. İktidardan hala bir açıklama gelmemişti. Sanıklar sağlık
kontrolüne giderken görüntülenmeye çalışılıyordu. Sabah saatlerinde gözaltına
alınan ünlü sanıkların Bayrampaşa Eğitim ve Araştırma Hastanesine götürüldüğü
ünsüz sanıkların ise Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesine götürüldüğü anlaşıldı. Akşam saatlerinde ise Barış Güler,
Reza Zarrab gibi ünlü isimlerin görüntüleri basına yansıdı. Telefon tapeleri, deliller
basına yansımaya başlamıştı. Halkbankası Genel Müdürü’nün evinde ayakkabı
kutuları içinde saklanmış 4.5 milyon dolar çıkmıştı. Reza Zarrab’ın şöförünün
AB Bakanı Egemen Bağış’a verdiği rüşvet, Bakanların çocuklarına verdiği rüşvet, tapelerle, görüntülerle desteklenmeye
başlamıştı.
18-19 Aralık tarihi Türkiye’de yaşanmayan tüm skandallar
yaşanmaya başlamıştı. Operasyonu yapan savcılar ve polisler açığa operasyondan
alınmaya başladı. Ve hükümetten beklenen
ilk açıklama geldi. Komplo. Yapılan rüşve ve yolsuzluk operasyonunu iktidar ve
çevresi yalanlamaya, Fetullah Gülen cemaatinin kendilerine karşı düzenledikleri
bir kumpas olduğunu dile getirmeye başlamıştı. 21 Aralık 2013 tarihinde
aralarında İçişleri Bakanı Muammer Gülen ve Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’ın oğluları,
Halk Bankası Genel Müdürü ve Reza Zarrab’ında bulunduğu 24 kişi tutuklanarak
cezaevine gönderildi.
Herkes iktidarın ne yapacağını merakla bekliyordu. Acaba
bakanlar istifa edecekmiydi? İktidarın ve Akp’nin rüşvet ve yolsuzluk
iddialarına vereceği cevabı tüm kamuoyu bekliyordu. İktidar komplo iddialarını
güçlendirecek iddialar ortaya atmaya başladı. Halk Bankasının güçlenmesinden
rahatsız olan dış mihraklar, Halk Bankasının ve Türkiye’nin büyümesini
istemeyen dış odaklar, Amerikan Büyükelçisi gibi bir çok tezi öne sürdü
iktidar. Amerika Büyükelçisi Ricciardone’yi ülkesine dönemesini istediği Başbakan
ve ekibi Amerika’dan sert bir uyarı aldı. Rüşvet operasyonu sonrası Türkiye’de
Amerikan Büyükelçisi Frank Ricciardone’yi hedef alan suçlamaların ardından, ABD
Dışişleri Bakanlığı yazılı bir açıklama yaptı. Sözcü Jen Psaki’nin imzasıyla
yayınlanan bildiride “Türk medyasının bazı unsurları tarafından büyükelçimize,
yönelik devam eden temelsiz saldırıları son derece rahatsız edici buluyoruz”
denildi ve bu konudaki kaygıların Türk yetkililere de iletildiği açıklandı. Bu
açıklamadan sonra hiçbir iktidar mensubu
Ricciardone’yi suçlayıcı açıklama yapmadı, yapamadı.
Ve beklenen oldu. Adı rüşvet ve yolsuzluk operasyonuyla anılan
üç bakan istifa etti. İçişleri Bakanı Güler ve Ekonomi Bakanı Çağlayan’ın
istifa metinleri hemen hemen aynıydı. Yanlızca Çevre ve Şehircilik Bakanı
Erdoğan Bayraktar “Yaptığım çoğu işi Başbakan’ın onayıyla yaptım. Eğer ben
istifa etmeye zorlanıyorsam Başbakan’da istifa etmeli” diyerek iktidarın
kucağına bombayı bırakmıştı.
İktidar kendisini adalete teslim edip, kendisinin haklı
olduğunu savunacağına, yangından mal kaçırır gibi dosyaya bakan polisleri,
savcıları görevden almakla meşguldü. Adete soruşturmanın üstü örtülmekteydi.
Kamuoyu olanları büyük bir şaşkınlıkla izliyordu. İlk savcı emniyet
mensuplarının yerleri değişmeye başlamıştı. Bu değişiklikler İstanbul Emniyet
Müdürü Hüseyin Çapkın’a kadar gelmişti. İstanbul’dan sonra Ankara, Kocaeli,
Bursa, Antalya gibi neredeyse 81 ilde
polislerin yerleri değiştirilmekteydi. Ardından dosyaya bakan savcılar
yavaş yavaş dosyadan alınmaya başlamış yerine iktidara yakın isimler atanmaya
başlanmıştı. İstanbul emniyetinden bir
darbe de gazetecilere geldi. Artık EMNİYET BİNASINA GAZETECİ GİRMESİ
YASAKLANDI.
Fetullah Gülen ile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan arasında
söz duellosu iyice artmaya başladı Hoca Pensilvanyadan hem Türkçe hem Arapça çok
ağır beddua ile Erdoğan’a gönderme yaptı. Bu bedduaların ardından cemaate ve
hükümete yakın gazeteciler ve din adamları devreye girdi. Kimi islamda beddua
olmaz ayıptır diyordu kimisi beddua değil mübahale diyordu. Artık saflar
belirlenmeye başlıyordu.
Halk şaşkın şaşkın olayları izlemeye devam ediyor, adeta
filler tepişiyor olan çimenlere oluyordu.
Hukuk hallaç pamuğu gibi bir kenara atıldı. İktidar, kendi hukukunu
uygulamak, kendini bu işten sıyırmak için adeta kanun üstüne kanun yapıyordu.
Nedeni bir süre sonra anlaşıldı. Başbakan erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın da
içinde olduğu bir kısım şüpheli daha gözaltına alınmak istendiği anlaşıldı.
Ancak Cumhuriyet Tarihinde olmayan oldu. Savcı operasyon yapacak polis ve
jandarma bulunamadı. Herkes hırsıza kaç savcıya dur diyordu. Savcı millete
sığındı. “Soruşturmam engelleniyor” dedi. Ertesi gün savcıya da görevden
aldılar. On gündür suskun olan HSYK bir bildiri yayınladı. “Savcılara
yapılanlar anayasaya aykırıdır” diye sitemde bulundu. Ardından karşı açıklama
başbakandan geldi. “ Hesabını sorarız” diye açık açık HSYK’yı tehtit etti.
Skandal başladığından beri yandaş gazeteciler hırsızlığı rüşveti konuşmaz olmuş, olayı Cemaat-Erdoğan
kavgasına döndürmek için çabalıyordu.
Yaşanan tüm skandallardan sonra sormak istiyorum,
Eğer rüşvet, hırsızlık gibi suçlamalar yalansa neden adalete
müdahale ettiniz?
Ergenekon soruşturması sırasında Ergenekon sanıklarını
savunanlara darbeciliğimi savunuyorsun diyenler bugün neden hırsızı mı
savunuyorsun demiyor?
Amerikan Büyükelçisine neden hala ülkene git demiyorsunuz?
Bizim tek düşmanımız İsrail ise neden aranız çok iyi? Yoksa bu
halka Siyonizm düşmanlığı daha mı çok inandırıcı geliyor?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder